Seven bahtiyar olmaz.

“Senden bana yâr olmaz”

Oysa seninle tanıştığımda her şeyi çok başka hayal etmiştim. Ama insan hayal ettiğinin tam tersini en acı şekilde yaşayabilir mi? Yaşarmış.
Kokunu içime çektikten sonra hayalimin ne kadar güzel ama bir o kadar da imkânsız olduğunu anlamak tarifi mümkün olmayan bir acı. Şimdi ne hayal tazeleme zamanı ne de yâd etme zamanı.

Şimdi sadece unutma zamanı.

Ne güzel söylemişler şarkıda:

‘Seven bahtiyar olmaz.’

Yorum bırakın

Filed under oku.

BG0R6qNCcAAhG95

Sen hemân levh-i dili âyine-veş sâf idegör
Bir gün anda sûret-i dìdâr kendin gösterir..

Çelebizâde Âsım

Yorum bırakın

Filed under oku.

çay.

çay

gel arkadaşım, naneleri yeni topladım, su da yıkadım.
cam demlik de doğayı izleyelim. doğumu ve yaşamın berrak iken nasıl karardığını.
gel arkadaş, dost muhabbeti edelim. özledim kaç zamandır.
ne dersin, ihlâsla demlenmiş bir çay ısıtır mı içini bana?

Yorum bırakın

Filed under oku.

Ayrılık

Ayrılık hakkında belki çok şey yazılmıştır eminim ama insan her ayrılıkta tekrar ve tekrar farklı şeyler yaşıyor. Herkes ayrılığı farklı yaşayıp farklı yorumlayabiliyor.

Necip Fazıl mesela ayrılık hakkında yazdığı bir şiirinde gidenin geri gelmeyeceğini, vuslatın mahşerde olduğunu ve geri kalanların içlerinde hissettiği karışık duygulardan bahsediyor.

Ayrılık öyle bir şey ki, bedenin ile birlikte geçirdiğin zamanlar da gidiyor. O anların büyüsü kayboluyor sanki. Öncelik olarak bir yalnızlık hatta derin bir yalnızlık içerisinde oluyorsun. Yalnızlığı seven insana dahi çok ürkütücü gelir o an. Son anların verdiği üzüntü ve o kimsenin tarif edemediği karışık hislerle yalnızlığına adım adım yaklaşıyorsun. Bir sessizlik oluyor hep bir kaç saniye. Gideçeğini, gitmen gerektiğini bilenler kal diyemez o yüzden. Gitmelisin çünkü. Ne kadar istemesen, üzülsen ve ağlasan dahi gitmelisin işte. Güzel insanları bırakıp güzel insanlara gitme düşüncesi bilene neşelendiremez. Onları bırakmak istemez, onlarla yaşlanmak istersin.

Şu modern zaman dedikleri kıytırık zaman diliminde biraz daha ciddi ve anlamlı konuşmak gerek. ‘Bırak gitsin, dönerse senindir dönmezse..’ diye başlayan o yaygın sözü ben böyle bitirmeyi uygun görüyorum: ‘..dönmez.’; bu kadar.

Şimdi ben gidiyorum ve arkamda koskocaman ayrı bir dünyayı bırakıyorum. Sohbet uğruna uykusuz geçirdiğim dost hatta kardeşimi.. Dönecek miyim Allah bilir ama o anlar geri dönmez. İçimde yer alan o keder yok olmaz ve ben her ayrılık sonrası hiç bir zaman önce ki ben gibi olmam, olamam.

Ve güzel bir dostun üzüntümü gidermek için söylediği cümle çınlanıyor kulağıma ‘üzülme, Allah kavuşmalar anlam bulsun diye ayrılığı yaşatır.’

Allahım.. kavuşmalarım anlam bulsun!

2 Yorum

Filed under oku.

Hayr da bulunmak uzun laf mı, kısa mı?

Muhtaçlar için yardım toplandığında insanlar düşünmeden para verirler. Azı çoğu mühim değil. Ani bir hareketle eller cebe girer. Buna kısa laf denir. İsterler, verirsin.

Peki bunun perde arkasını hiç düşündünüz mü? İşin uzun lafını..
Ben uzun lafları severim. Uzun işleri, uzun meşgaleleri.
Vakitsizlikten yorgunluğun verdiği telaşı seviyorum. Daha fazla vaktim olsa Rabbim diye dua ediyorum, sonra bir bakmışım ki tüm haftasonumu uykusuz geçirmişim. Haftalar boyu çalışıp, didinip ve yorulup sonunda oluşan şeylere bayılırım. Ebru yapmak için teknenin başına geçince sonunda duvarda oluşan lekeleri görmeme ve annemin korkusuna rağmen devam ederim. Sonra vaktimi temizliğe harçar, çıkmayan lekeler ise çabamı hatırlattığı için sevinirim. Unutkan olduğum için kalıcı hatıraları severim.

O lekeler yaptığım hat ve ebru eserleriyle satıp yardımda bulunduğum muhtaçları hatırlarım. Hamd ederim, mutlu ettiğim için mutlu olurum. Gözyaşına dayanamayan ben, tanımadığım insanların gözyaşlarını dindirebilmeye katkıda bulunduğum için daha çok çalışıp daha çok dua ve daha çok hamd ederim.

Ben lafın uzununu severim. Kısa yoldan çebimde ki parayı verip vicdanımın üzerine örtü örtmem. Kibirlenip ”para verdim, daha ne yapabilirim” diyemem. Allah korusun!

Demem o ki sayın okur, maddi yardımdan sadaka olmaz. Sadaka demek, maddi yardım olduğu kadar sende oluşan  –  senin için olan manevi yardımı da sağlamak. Böyle yaparak sadaka vermiş oluruz.

Allah’a güzel bir borç vermek için bilin ki bu çok güzel ve uzun bir yoldur.

“Allah’ın kat kat fazlasıyla geriye ödeyeceği bir güzel borcu O’na verecek olan kimdir? Allah alır ve kat kat fazlasıyla verir ve hepimiz sonunda O’na döndüreleceksiniz.” – Bakara 245

205073_10151283854629253_1490471919_n

El-Kaviyy, Elif ve Edeb ya hu

228235_10151283861414253_474162326_n

Kitap ayraçları: Elif, vav, Meded ya Hak, Hasbi’Allah, Ya Vedud.

424917_10151283857829253_47466299_n

Haftasonlarımın kacınılmaz manzarası 🙂

480370_10151283861349253_1365201510_n

Kitap ayracları

Ayrıca yoğun olduğum günlerde yazı yazmak istedim ama bir türlü olmadı. Fakat şu notları düşürmüşüm defterime:
“Yoğun çalışma  günlerimin arasında yazı yazmak bir kenara oturup kitap okuyamıyorum. Allah’tan meşgale istedim ama kitap okumaya vakit istemeyi unutmuşum.. :)”

2 Yorum

Filed under oku.

Zaman akıp giderken kameramdan

..dursun istedim ân.

http://www.youtube.com/watch?v=X2VfXL3lbW4&feature=youtu.be

Yorum bırakın

Filed under oku.

Özgürlüğümü alıp geleceğim sana

Beklemek nedir biliyor musun sen? Beklemek.

Beklemek, en çok geleceğinden emin olmadığın ya da gelmeyeceğini bildiğin insanlarda anlam kazanıyor. Ben de bekliyorum. İşin garibi ben kimi beklediğimi de bilmiyorum. Var mı o şey ya da yok mu? Bilemiyorum. Beklediğim bir canlı değil belki, nefes dahi almıyor olabilir – hatta nefese ihtiyacı dahi yoktur. Beklediğim bir kitap dahi olabilir, bir haber de. Vuslatta olabilir – ama neyle bilmiyorum. Belki İstanbul’dur beklediğim ya da İstanbul beni bekliyordur. İstanbul..

Beklemek umut dolu olursan anlam kazanır. Beklemek özgür olma çabasıdır belki. Filistin’dir belki. Ya da kayıp Osmanlı. Kendi vatanında sırtından vurulmanın hesabını sormaktır belki. Kendi vatanında gurbette yaşamaktır belki. Gurbet. Ne kadar soğuk ama ne kadar güzel bir anlamdır. Özgür olan bekler mi? Ben de bekliyorum – yoksa özgür değilmiyim? Ne oluyor içimde? Neyin heyecanı var? Neyin umudu?

Bekliyorum. Seni bekliyorum, onu bekliyorum, bizi bekliyorum. Kayıp ümmeti bekliyorum. Yeniden dirilişimizi. Yeniden doğuşumuzu. Nedir bu kanser illetinden de kahredici olan ayrım?

Özgürlüğünü al da gel bana, yeniden dirilelim kardeşim.

“Seni gerçekleşmesi kaçınılmaz olan bir şeyle müjdeliyoruz; onun için sakın umut kesenlerden olma!” Hicr 55

 

beklemek belki de en çok İstanbul Üniversitesi önünde anlam kazanıyordur – kim bilir

1 Yorum

Filed under oku.